29 Mart 2015 Pazar

Spiritüel öğretilerde, ezoterizmde, okültizmde vb... anlatılan ruh varlığı yaratılmış olan bir ilahi varlık şeklinde ifade edilmekte. Kısmen doğru görünüyor ama tamamen de yanlış bir tespittir bu. Bak, istediğin kadar gözlemle ruhun ne olduğuyla ilgili ifadeler konuyu bir tabu haline getirmiştir bile.

Büyük aldanmayı ve sahiplik ve kölelik biçiminde kendini gerçekleştiren kozmik hiyerarşiyi kabul edenler, "bundan daha doğal ne olabilir ki" tavrıyla durumlarını meşrulaştırmaya devam etsinler, saygı ötesi hürmet duyarım.

Ne gerek var ki bu kadar ayrıntılarla uğraşmaya değil mi? Zaten gerçeğin tam ortasındalar ve tüm ihtiyaçları ilahi hiyerarşi tarafından karşılanıyordur.

Ancak özgürlük. Peki özgürlük ve kişisel özgünlük? Özgürlüklerinden vazgeçerek, kendi özgün benliklerini hiçe sayarak önlerine konulan metinlere dalıp durmak mı özgürlük. Ya evet özgürlük kazanılacak birşeydir, ancak nasıl kazandığına ve kazandığının, kendin olmaktan öte, otantikliğinden apayrı olan, öz benliğine yabancı şartlandırmarla biçimlendirdiğin bir kendini kandırma olduğunu biliyormusun?

Aldatmacayı anlatabilmek için yapay düzen, kurgu düzen, sahte düzen gibi ifadelere mecbur kalıyorum. Sahte düzende ki ruh; oluş, yapı ve özellik açısından anlatılırken, gerçek ilahi düzene ve sisteme göre ruh tamamen farklı bir yapılanma içindedir.

Ruh, gerçekte, varlığın bir doğal tepkisi olarak kendinde oluşturduğu yapıdır. Ruhun ortaya çıkmasında ki en önemli etken evrensel anlamda sosyalliği gerçekleştirme gereksinimidir.

Özgün olarak varlığın özden asli olarak gerçekleştirdiği ruh, bir ilahi yaklaşımı kabul eder ya da etmez. Bu ilahi yaklaşım ise "İlahi ruh" olarak kişide gerçekleşen ikinci bir ruh varlığıdır. Bu ilahi ruhun gerçekleşmesiyle ikinci aşamaya da gelinmiş olur. Üçüncü aşamada İlahi ruh, kişisel özsel olan özgün ruhta cem olur. Böylelikle en iyi seviyede bir ruh varlığı özelleşmiş olur.

Üçüncü aşamayı yaşayan ruh ilahi değildir. İlahi olan ruhun, kişisel özgün ruhta cem olması o ruhu ilahi yapmaz. Ve şunu yapar, hem evrensel-sosyal uyumu gerçekleştirmek için bir başlangıç yapmışsındır hemde Gerçek ilahi sisteme adapte olup "Gerçek İlk Yaratıcıya" uyumu ortaya koymuş olursun.

Sahte düzende ise özgün özsel kişisel ruhun varlığı, sahte ilahların gerçekleştirdiği maddesel ve robotik yapıda olan bir ruhaniyette cem edilmeye çalışılır. Bazen, kişide kendi yarattığı özgün ruhu bulunmayabilir. O halde yardımcı robotik ruhsal varlığı o kişi kabul ederse onun ruhu robotik bir taklit ruh olur ve köleleştirmenin en güçlü darbelerinden biri de gerçekleştirilmiş olur. Sahte düzene ait ruh varlığı  eğer kişi bu ruhu benimserse kişide ruh boyutsallığında daha uyumlu ve teslimiyet içinde olmakla ilgili gelişimler meydana gelir. Ancak sonuçta, ortada ne özgürlük kalmıştır ne de özgünlük.

Bu sahte zeminde artık sevgiden bahset, insanlıktan bahset, teslimiyetten bahset ve hatta özgürlükten bahset... 

Bahsettiğin bütün kavramlar sahte düzene ait şartlandırmalardan başka birşey değildir. Ve gerçeklikle ilgisi de yoktur.

Bir kere sahte ve ilahi olmayan düzene ayaklarını basmışsındır ve ayakların yere güya sağlam da basıyordur.

Böylece, faşist-kozmik hiyerarşinin en tepesinde bulunan yaratılmış olan ancak ilahlıklarını da ilan etmiş olan onların, dünyalarına sıkı sıkıya bağlanmış ya da avlanmış oldun demektir.

Ve sömürgeci düzenlerinin en belirgin gerçekleştirimi olan enerji sömürüsü için yeni bir can olarak, oyun sahnesinde veya labaratuarlarında yerini, "enerji üreten bir organizma" olarak aldın demektir.

Panik yapmaya gerek yok çünkü gerçek İlahi düzeni sunan İlk Yaratıcı, yapay evrenlerin her yerini zaten kuşatmış durumdadır. Tüm yaratımlara eşlik de ediyordur.

İlk yaratıcın gerçek tekamülle ilgili olan her türlü yaklaşımı halen şimdi şu anda çevrende ve bütün evrenlerde en öncelikli olarak enerjiler olarak dolaşıp duruyordur.

Burada, negatifliğin, pozitifliğin ve nötrlüğün ötesinde bir gerçekliğe de işaret ediyorum. Pozitifliğin sahtesinin ardında daha derinlerde olan bir gerçek pozitiflikten de bahsediyorum.

Düşünüyorum, gözlemliyorum, okuyorum, yaşıyorum ve hissediyorum.

caserbix





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder