Her spiritüel farkındalık, her spiritüel kavram, zamanı
gelince gözümüze daha bir parlak, değerli ve derin görünmeye başlar. Hayat
güzelden öte bambaşka ve mükemmel gelmeye başlar ve arada bir göz attığımız,
bize ütopik gelen olasılıkların hissiyatlarına kavuşunca, hayata gerçek
değerini de vermeye başlarız. Sessizleşir, yanlızlaşırız... Yanlızlığımızı
kutsayarak, sıkı sıkı sarılırız ona. En çokta kendimize ağlarız.
Yanlızlığımızı
dert etmeyince, ne kadar çok şey kaçırdığımızında
farkına varırız. Gizemlerle dolu bir evren ve biz.
Düşüncelere dalar ve öte
alemlerin seyrinde ve aşkla, kendimizi yaşamanın onuruna ulaşırız.
Evrensel bir
bakışla ve koşulsuz bir sevgiyle sosyalleşmeye başlarız ancak sevgiyi
hissedersin anlatamazsın, nefreti hissedersin anlatamazsın.
Bunaltı gelir yine
ya da derin bir depresyon. Şekilciliğe, gösterişe, elalem ne der mantığına vs
dayalı sığ gündelik hayatta yine yavaş yavaş dışlanmaya başlarsın.
Senin gibi
olanlar, ötelerde, ötelerin ötesinde aradığın hayata dair hayalleridir ve senin
gibi olan diğerleriyle, onlarla iletişimindir seni ayakta tutan. Artık önceki
sen asla sen değilsindir.
Anlaşılmak değil yaşamaktır istediğin.
caserbix