Herkesin önünde sonsuz bir hayat var. İşte bu gerçek birilerini çok düşündürmüş.
Yüksek denilen toplumlar var, elbette ki bu toplumların temel hayati ihtiyaçları da var. Başka bir evrende ama üst evren denilen bir evrende de bir gündelik yaşam akıyor.
Kendileri için tehlike oluşturacak her canlı onlar için sınırlar ne kadar uzak olsa da çok önemlidir. Düşünebilen her varlık potansiyel tehlike olmaktan çıkmalıdır. Bu güçlü bir sebeptir ama başka toplumları kolonileştirmek ve dönüştürmek güvenlik ihtiyacından başka sebeplere de bağlıdır. Bu sebepleri yaşam standartlarının yaygınlaşması olarak ele alabiliriz. En azından toplumun sayısını arttırmanın sosyal, ekonomik, askeri getirileri vardır.
Bir melik, tanrı, tanrıça her zaman için kendisine bağlı olanlar arttıkça daha da güçlenir. En azından temiz enerji kaynakları artar.
Şimdi bunlar dönüştürme işlemini çoğunlukla birden bire yapmıyorlar. Kimisi ortaya bir din sunar. Bu dinde mutlaka birkaç şey kendi yaşantılarına aittir. Ancak geri kalanı ise tamamen kurgudur. Bu dinin en önemli özellikleri, teslimiyet, ödül ve cezadır. Ortaya koydukları dini, kitaplarla da güçlendirirler.
Bazıları kitap kullanmaz ama telepatik ve türlü gizli yollarla dönüştürmecilik yaparlar. Örneğin Reptilianlar kitap kullanmıyorlar. Kitap kullananlar bu yöntemleri kullanmaz diye birşey yok elbette.
Buraya kadar, ee bunda ne varki denilebilecek şeyler belkide. :) Olabilir, alıştım duyarsızlıklara, bana hayret verici gelmez.
İşte bu tezgah işlemeye başlayınca tamamen tasarladıkları kişilere dönüşüm başlar. Yani kişiler o toplumun mekanik bir parçası olmaya başlar, parça olur birey olmaktan kopar, kendi olmaktan kopar, köle, mal gibi bir parça olur. Kendi fikrine, düşüncelerine sahip olmaz, aynen bir merkezin parçası olarak düşünür. A iken B olur yani "bambaşka birşey" olur. İçten dışa bir bireysel gelişim yerine dıştan içe mekanik bir devinim ve edinim başlar.
Amaçlarına da ulaşmış olurlar, en azından güvenlik içindedirler. Yüzlerinde mutluluk tebessümleri, sevgi dolu nezaketli sözler vs vs... Zulüm temelli mutluluk.
Yüksek denilen toplumlar var, elbette ki bu toplumların temel hayati ihtiyaçları da var. Başka bir evrende ama üst evren denilen bir evrende de bir gündelik yaşam akıyor.
Kendileri için tehlike oluşturacak her canlı onlar için sınırlar ne kadar uzak olsa da çok önemlidir. Düşünebilen her varlık potansiyel tehlike olmaktan çıkmalıdır. Bu güçlü bir sebeptir ama başka toplumları kolonileştirmek ve dönüştürmek güvenlik ihtiyacından başka sebeplere de bağlıdır. Bu sebepleri yaşam standartlarının yaygınlaşması olarak ele alabiliriz. En azından toplumun sayısını arttırmanın sosyal, ekonomik, askeri getirileri vardır.
Bir melik, tanrı, tanrıça her zaman için kendisine bağlı olanlar arttıkça daha da güçlenir. En azından temiz enerji kaynakları artar.
Şimdi bunlar dönüştürme işlemini çoğunlukla birden bire yapmıyorlar. Kimisi ortaya bir din sunar. Bu dinde mutlaka birkaç şey kendi yaşantılarına aittir. Ancak geri kalanı ise tamamen kurgudur. Bu dinin en önemli özellikleri, teslimiyet, ödül ve cezadır. Ortaya koydukları dini, kitaplarla da güçlendirirler.
Bazıları kitap kullanmaz ama telepatik ve türlü gizli yollarla dönüştürmecilik yaparlar. Örneğin Reptilianlar kitap kullanmıyorlar. Kitap kullananlar bu yöntemleri kullanmaz diye birşey yok elbette.
Buraya kadar, ee bunda ne varki denilebilecek şeyler belkide. :) Olabilir, alıştım duyarsızlıklara, bana hayret verici gelmez.
İşte bu tezgah işlemeye başlayınca tamamen tasarladıkları kişilere dönüşüm başlar. Yani kişiler o toplumun mekanik bir parçası olmaya başlar, parça olur birey olmaktan kopar, kendi olmaktan kopar, köle, mal gibi bir parça olur. Kendi fikrine, düşüncelerine sahip olmaz, aynen bir merkezin parçası olarak düşünür. A iken B olur yani "bambaşka birşey" olur. İçten dışa bir bireysel gelişim yerine dıştan içe mekanik bir devinim ve edinim başlar.
Amaçlarına da ulaşmış olurlar, en azından güvenlik içindedirler. Yüzlerinde mutluluk tebessümleri, sevgi dolu nezaketli sözler vs vs... Zulüm temelli mutluluk.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder