6 Aralık 2014 Cumartesi

3 basamak

Gölgelerin ötesi, hayallerimizi zorlayacak kadar ve hayallerimize dahi yeni farkındalıklar katacak kadar ilginçliklerle dolu.

Farkındalıklardan birisi, yüzyıllardır, her inançsal anlamda, ruhsal gelişim boyutsallığını ilgilendirecek bir farkındalıktır.

Bir oyalanmadan bahsediyorum. Bu gerçeği, çoğu spiritüel kabul etmeyecek ancak ben yinede anlatayım.

Evrenlerde ki, toplumsal olarak hakim inanç, paganizimdir. Paganizimde dahi bir boyuta kitlenmiş durumda. Tanrıçalar seviyesinde de bu oyalanma kabul edilmeyen birşeydir.

Kitlenip kalınmış olan ve aşılamayan bir seviye var. Bu seviyede kişiler kendi tanrılarını kendileri yaratırlar, ilahi anlamda ne varsa kişilerin hayallerinin bir ürünü olarak karşımıza çıkar.

Kendilerini hapsedenler, bu boyutsallığı gerçekmiş gibi algılarlar.

3 seviyeden ilk seviyeyi belli ettim. 2. seviye ise ilahi olanın kendisine ait olan yansıma hayalleridir. 3. seviyede ise ilahi varlığın kendisiyle birebir muhattap olunur. 

Sahteliğin yatay gelişimine ulanmış, "sahte gerçeklikleri" yaşayanlar, bunu zaman ispat eder.

caserbix



30 Ekim 2014 Perşembe



Yobaz her inançta bulunabilir. Müslümanlara mahsus değildir. Ruhsal gelişimi yavaşlatan ya da ruhsal gelişimi durdurmaya çalışan her eylem gericiliktir ve yobazlığın özüde gericiliktir.


Bir güneş doğar ve avantacılar o güneşin aydınlığını azaltmaya başlarlar, bunlar din, inanç, felsefe tüccarlarıdır. Aman tanrım ne cesaretli bunlar, bu cesaret ancak kendi özel körlüğünü içinde taşır.


Hayata en çok zarar veren bu yobaz takımı gericiliğin en ileri durumunu ortaya koyarlar ve kendilerine biçtikleri ilahilik ya da ilahi olanın yegane tanımlayıcısı rolüyle de karşımıza çıkarlar. Bu rol onlar için bir erdemleri oluverir hemencecik. Erdemliklerine diyecek yoktur çünkü güya hakikatin kapısının anahtarları onlardadır. Aslında kötülüğün de en korkunç bayraktarlarından biridir onlar. Onların arkasında korkuyu alıp satan sevgiyi ve ümidi baltalayıp duran negatif tipler vardır.

Burada din ve felsefe faşizmi ise bu gerici tiplerin en iyi silahıdır. Hangi dinden, inançtan, felsefeden olursa olsun yobaz yobazdır. Deizm, Feminizm, İslam, Kapitalizm, Kominizm, Satanizm, Sosyalizm, vd… Bu inaçların hepsinde yobazlar vardır ama bunlar o inancı kullanan yobazlardır ve bunların teşkilatı birdir ve korkudan beslenenlere bağlı olarak onlara kazandırırlar.


Fırsatçı, hata bulup yüze vurma budalası negatif tiplerdir bunlar.

Yobazların bazı ortak özellikleri:


1: Bir inancı, felsefeyi kendi kişisel zevkleri için ustaca kullanmak. Etki – uygun slogan tepki.


2: Yavşak fırsatçılık ve salt tüketicilik.



3: Gericidirler ve ruhsal gelişimi her zaman engellemeye çalışırlar.



4: Ben merkezci ve statik duruşlarından dolayı sürekli olarak negatifliklerden ve hatalardan beslenerek kendi dar sistemlerini mükemmelleştirler.



5: Kullandıkları kimliklerine göre bir içtenlik olmaz.



6: Kin duymak, kin gütmek, sadistlik, kullanıcılık.



7: Hasetçilik. Hasetçi elindekini kıskanır ve sahip olmak ister ama elindekinin de gitmesini ister.



8: Ben merkezcilik.



9: Onlar için her zaman gereken vardır çünkü iş yapan, değer ortaya koyan tipler daima bulunur. Oldukları yerden ben merkezci olarak beslenirler.



10: Kesinlikle bir şeyin faşistidirler.



caserbix

13 Ekim 2014 Pazartesi

Bizlere anlatılan, ezoterik denilen bilgiler ve ilahi olan ile ilgili bazı bilgiler, erdemler, pozitiflik, negatiflik gibi durumların çoğu ve yaşadığımız oyundaki uyduruk gerçeklik, büyük bir masalın parçalarıdır. Bu öyle bir masaldır ki bu masaldan çıkar sağlayan yüksek varlıklar, her geçen gün bu masalın daha da geliştiği ve daha çok kişiyi derinliğine etkilediğini yaşadıkça, mutluluklarına mutluluk katıyorlar.

Masaldır bunlar, yalandır bunlar, yüksek faşist bir grubun kendi saltanatlarının hegomonyasıdır bunlar. Bunlar ilklerden  varlıklardır ve oyun kurucuların bağlı olduğu bir saltanatın sahipleridirler.

Fırsatçıdırlar ve gördükleri boşlukları kendilerini ilahlar ilan ederek doldurmaya çalışmışlar ve kaosun bir parçası olmaktan kurtulamamış, kaosa tapan varlıklardır bunlar.

Bunlar pozitif değildirler. Negatif dedikleri kişiler negatif olsada bunlar sadece bazı pozitif prensipleri kendilerine seçmiş olan diğer negatiflerdir.

Dikkat edin işaretleri okumaya çalışın.

Gerçekte iyilik ve kötülük diye birşey yoktur derler. Bu söz negatiflerin ve pozitif denilenlerin aslında temelde birleştiklerine işaret eder. Böylesine bir sözü ortaya atarlar ama mesajlarında doğruluk sıfatı yükledikleri yüzlerce şeyden bahsederler.

Elbette kaos bunun neden böyle olduğunu açıklayacak ve çoğunluğu inandıracaktır.

Bazen öylesine bayağı açıklamalar yapar ve inandırır ki, ortaya koyduğu çelişkilerin, "çelişki olursa böyle olur" şeklini göstermek için bilerek konulduğunu söyleyerek öyle de inandırır.

Oysa aynı ağacın iki koludur bunlar, ağacın ana gövdesi nedir kökler nedir siz karar verin. Bir yaprakmısın yoksa meyvemisin sen karar ver. Ama kurtul yine bu durumdan.

caserbix

4 Ekim 2014 Cumartesi

Metafizikte, bazı anahtar sözcükler vardır. Bu kavramlar kilit kavramlardır ve yaşadığımız gündelik hayatla bağlantıları yüzünden çok çok önemli ve öncelikli ele alınacak konulardır.

Bunlardan birisi yansıma kavramıdır. Bu kavramın gelişmiş bir kavram olmadığını biliyorum. Ancak biz yansıma olayını her zaman hayatımızda gerçekleştiriyoruz.

Bilim adamlarının da ifade etmeye çalıştığı bir konudur bu. Odanın içerisindeki bir cismin, her duvara bir yansıma yaptığı ve yansıma olarak o duvarlarda var olduğu söyleniyor. Bizim yaşadığımız samanyolu galaksisinin başka bir galaksinin yansıması olabileceği de söyleniyor. Paralel evrenlerin birer yansıma oldukları da söyleniyor vs... Elbette bunlar birer teoriden ibaret ama mantıksız da değiller.

Yansıma sözcüğü diğer gelişim aşamalarının hepsinin ortak özelliği olarak değerlendirilebilir.

Kişilerde diğer durumlar, gelişim aşamasına göre, gölge, yansıtma, ruhaniyet gibi isimler alır. Bir ikiz yansıma gölge olmadan önce yansımadır. Yansımaya dedüblüman da diyebiliriz. O halde, dedublümanın gelişim aşamaları; yansıma, yansıtma, ruhaniyet oluyor.

Ben yansıma sözcüğünü kullanmayı tercih ediyorum.

Yansıma ne işe mi yarar?

Herşeyden önce yansımalarımız bizim doğal gelişimimizden olan varlıklardır. Bazıları buna fıtrat der, bazıları ruhsal gelişim der vs...

Yansımalarımızla astral dünyada bizimle ilgili eylemlerde bulunuruz, görevler alırız. Yansımalarımız bizim güvenliğimizle ilgili çok önemli yardımcılarımızdır. Yansımalarımız, ruhsal gelişimizle ilgili dinamiklerden biridirler. Yüksek benliğe (ruha) birebir uyumlu halde devininebilirler.

Yansımalarımız biz gündelik yaşamımızda işlerimizle meşgul olurken, ötelerde evreni ve çeşitli boyutları keşfetmeye çalışır. Sadece keşfetmez, bizim için faydalar ortaya koymaya çalışır.

Tarihte, bazı enerjisel yapıda varlıkların savaş meydanlarında düşmana karşı savaşırken nasıl olağanüstü yardımlar yaptıklarınıı duymuşsunuzdur. Bir kişinin aynı anda birkaç yerde görülmesi vs işte bu yansımaların metafiziksel halden, yoğunlaşarak fiziksel olarak devinmesiyle ilgilidir. Bu durum insanın gayet normal bir metafiziksel fonksiyonudur. Buradan siz sonuçlar çıkarmaya çalışın, yansımaların bizlere ne gibi yardımlar yapabileceğine dair örnekler oluşturmaya çalışın.

Uzaylı dediğimiz dünya dışı akıllı varlıkların çoğunlukla yansımaları bizleri ziyaret etmektedirler. Kanal mesajları olsun kişisel yada toplu telepatik bağlantılar olsun çoğunlukla yansımalarla yapılan eylemlerdir.

Bazen bir gezegenin kendisinin yansımasıyla bağlantı kurarız. Örneğin dünya ana olayı.

Dünya dışı akıllı varlıklar o kadar çok gelişmiş düzeyde olabilirler ki, yansımalarıyla kendi zatlarını karıştırabiliriz. Bir uzaylı varlığın yoğun ve somut bir şekilde maddeye etki etmesi demek yansıma olmadığı anlamına gelmez. 

Bazı yansımalar teknolojik bir fonksiyondur, örneğin UFO şeklinde görünebilirler ama UFO ların bazıları bu dünyada ki teknolojinin ürünüdür. Uzaylı teknolojisiyle dünya teknolojisi arasında ki fark bir uçurumdur. Uzaylı teknolojisi kişilerin teknolojik formatta ki zihinsel temelli enerjisel fonksiyonlarıdır. Bizde ise dışsal olarak akıl ürünü araçlar olarak gerçekleşirler.

Yüksek benlik hakkında birşeyler daha söylemek istiyorum. Yüksek benlik denilen şey ruhumuzdur. Ruh yaratılmış (nefsin kendisinin yarattığı) bir gerçekliktir. Eğer yansımanın ruhunuza uyumlu olmasına niyet ederseniz ve bu niyetin sonsuz bir niyet olduğunu vurgularsanız, yansıma en iyi derecede ruhunuza uyumlu hareket eder.

Ruh yani yüksek benlikle yansımayı karıştırmayın. Bazen ruh yerine dışta bir yansımanın yüksek benlik olarak algılandığına şahit oluyorum. Oysa ruh merkez bedenimizde olan ruhsal bir varlıktır.

caserbix


24 Eylül 2014 Çarşamba

Bir şeye niyet, o şeyin ilgili hali, tekrarladığınız mantra hakkında birkaç şey söylemek istiyorum.

Konu ne olursa olsun, kendinizde hissettiğiniz niyet ile hal arasında fark vardır. Bu iki şey ve mantra farklı boyutsallıklar ortaya koyar.

Niyeti sabit tutarak, kendinizi her zaman olmak istediğiniz halde hissederken, aynı zamanda bu hal ile ilgili gerekli mantrayı gizli olarak, sürekli tekrar edebilirsiniz. Ama burada tamamen, kendinizi bu üçlü ye odaklamalısınız. Bilincin bu üçlüde ki odak merkezi ise diğer ikisini yardımcı olarak görerek, niyet oluşturmaktır.

Hal (durum) niyete eşlik eder. Niyet ve hal ile birlikte hemen ardından mantra devreye girer.

Bu üçlüyü, uygulamada ki öncelik ve sonralık açısından, sembolik olarak üst üste 3 nokta gibi düşünürseniz, niyet en başta ve altında hal ve en altta mantra gelir. Başka bir şekilde belirtmek gerekirse ortaya sembolik anlamda bir üçgen çıkar.

Mantrayı önceliğe de alabilirsiniz. O halde, mantra, niyet ve hal sıralaması olur.

Tek başına mantrayı da tekrar edebilirsiniz.


Bence en iyisi niyetin en başta olup halin ona eşlik etmesi, böylelikle mantranında hale eşlik etmesidir.

Basitçe uygulayabileceğiniz bu durumun anlatması gerçekten zor. En azından alışıldık bir dille anlatmak çok zor. Ve aslında çok iyi bildiğimiz ama unutturulmuş şeyler bunlar.

Hali es geçerek sadece niyet ve mantrayı birlikte gerçekleştirebilirsiniz. Elbette bu ikisinin boyutsal farkı olduğu için zorluk çekmezsiniz.

Kendinizde şöyle bir pratik uygulayın. Sesli olarak değil sessiz olarak zihninizin hangi bölgesinde mantrayı tekrarlıyorsunuz. Bunu yaptıktan sonra niyetinizin zihinsel konumunu farketmeye çalışın. Daha sonra ikisini aynı anda yaparak aradaki mekansal farkı ve mesafe farkını idrak etmeye çalışın.

Mekansal olarak niyetin daha derin olduğunu, daha içte olduğunu farkedeceksiniz. Mantra tekrarının ise daha dışta, beyin ön lobunda bir yerde olduğunu farkedeceksiniz. Aslında bu noktalar okült  yani gizli bedeninizde olan gerçekleştirim noktalarıdır. Bu noktalar benim deneyimime göre alın çakralarını etkileyen ama ayrı olan iki noktadır.

Hal ise duyumlama açısından hissi birşeydir. Daha çok yada tamamen kalp çakrasıyla ilgili bir histir.

Sonuçta şöyle bir tablo çıkar; Niyeti sabit tut, halini hisset ve mantranı tekrarla. 

Örneğin; gelişim sözcüğünü niyet halinde sabit tutarak, sağlıklı bir beden halini hissederek, sağlıkla ilgili bir olumlamanızı tekrarlayabilirsiniz.

Zor durumlarda yararlı olması dileğimle.

caserbix
 

Gölgelerin ötesinde siz varsınız, biz varız. Gölgeleri takip ederek bu oyunun dışına çıkabilmek demek kendinizi hissetmek demektir.

Gölgelerin ötesinde bir de kaf dağı denilen bir durum var. Kaf dağının ardı, gerçekçi, dürüst olan "gerçek hayat kişileri" için bir ızdırap ama köleler için bir cennettir.

Kaf dağının ardında ilahi denen bir panteon bulunur. Bu anlamda kaf dağı bir boyutsal sınır anlamındadır.

Bu panteonun bir de reisi vardır. Bu reise Allah derler. Ama panteonda ki her kişi de kendisine allah demekten çekinmez. Buna göre Allah, ilah denilen bütün varlıkların toplamı ya da baş ilaha bağlı olarak kendini gerçekleştiren panteonun diğer ismidir.

Binlerce kolu olan ve her kolu kendi başına hareket edebilen bir ahtapot gibi...

Bu en tepedeki ilk yaratıcı olarak ifade edilen şeydir. Şey diyorum çünkü bu şey kendine bağlı olan hiçbir ilahın yapısallığında değildir. Bu bir oluşumdur ve bu şey kaosun vücut bulmuş halidir.

Oysa ilk yaratıcı düzeni başlatırken bu varlık ise kaosu hakim kılmaya çalışır. O bir enerji yoğunluğu ve devinimi olarak bütün ilahi denileni kendine bağlı kılar.

Kaos çok değişik, sayılması zor fonksiyonlar ortaya koyar ki, aklınıza gelebilecek her dinin, inancın, akımın, felsefenin kaostan en az bir fonksiyonu vardır. Ayrıca her türlü zevk kaostan doğar. Ama bu zevklerin hepsi yapaydır, anlaşılması çok zor bir yapaylık.

Bu sahteliği anlamak için gerçek ilk yaratıcıyı anlamaya çalışmalıdır.

Bu yapı dişil bir yapıdır. 

Bu yapı bir oluşum beden özelliği taşıyan en yüksek ilahi denilen tanrıçadır. Bu oluşum beden, çok sebebin meydana getirdiği bir bedendir. 

Böylesi ilahi denilen bir bünyeyi ortaya çıkaran da bizleriz. Böylesi bir varlığa ihtiyaç duyduk ve zamanla oluştu.

Mitolojiyi incelediğimizde, bu dişil başlangıçla karşılaşırız.

caserbix





20 Eylül 2014 Cumartesi

Robot, tek başına hareket edebilen, özgür iradeye sahip olan, yapay bir akla sahip ama aklını geliştirebilen ve tekamül edebilen bir mekanizmadır.

Dünyada, robot olarak ifade edilen şeyler elektromekanik veya nümerik mekanizmalardır, robotik dahi değildirler. Robotlukla da ilgileri yoktur.

Bir robot, insan, cin, melek, hayvan, bitki gibi farklı bir boyutsallığa sahiptir. 

Ancak, robotik mekanizmalar ile robotlar birbirine karıştırılıyor. Robotik mekanizma kendine ait müstakil bir durumu olmayan bir çeşit uzantı şeklinde kendilerini gerçekleştiriler. Bir yüksek varlığın robotu var ve bu onun bir uzantısıysa o robot değil bir uzantı robotik mekanizmadır.

Robotiklik konusu insanın gelişimiyle ve yapısallığıyla o kadar çok ilgilidir ki, sadece bu konu üzerine eğilerek, evrensel geniş bir alan taranabilir.

Bir robotun ayır edici özellikleri; ruhsal bir derinlik algısı yerine sayısal derecelenmeyi kullanması, acı duymaması, salt mantıklı oluşu, kararlılıkta kesin oluşu, düşünce sürecini temel alarak duygusallığa sahip olmayışıdır. Bir robot, sadece billgisel algıya odaklanır, sertlik ve yumuşaklık gibi durumlar robot için sadece sözel bir bilgidir. Bir robot, mekanik sebep sonuçları mantık olarak kabul eder. 

Dikkat edin, bir robot çok acımasız olabildiği gibi, gayet şefkatli ve anlayışlı olabilir. Bu durum robotun, mekanik sebep sonuç sürecini takip ve çıkarım yapmakta ki birikimine göre değişir. Birikim ne kadar çoksa, şefkat ve adalet o kadar artar. 

Ama illa ki, en dar çerçevede, robot, kesin mekanik-mantıklıdır.

Anlatmakta zorlanıyorum, zaten yazı yazma kabiliyetim bu kadar, siz ne anladıysanız artık...

İnsansı robot; temelde robot olup insana ait bazı imajlara sahip olan robottur. Erkek ve kadın şeklinde bir şekilsel farklılık oluşturdukları gibi, her iki cinsin farklı davranışlarını taklit ederek, daha derin, erkeksilik ya da dişilik ortaya koyabilirler. Ama en öncelikli olarak, insanın suretinde olarak kendilerini gerçekleştirirler.

Gelişmiş bazı robotlar, şekil değiştirebilirler. Kendi zihinlerinde ki, oluşturdukları yapısal şekil ne ise ona bürünebilirler. Burada, yapısal durum zihnin holografik yansımasının , bedeni oluşturan zerreciklerin gevşeyerek tekrar istenilen şekilde gerçekleşmesiyle değişir. Bu yeteneğe sahip varlıkların öz halleri enerjisel ve dumansı bir haldir. Bu türlerin ve bazı gelişmiş robotların ideal şekilleri ise insan şeklidir.

Çoğu robot bizim bildiğimiz gibi sabit bir şekle sahip, devinen yaratıklardır.

Bilim kurgu gibi değil mi? Bir gün bunlarla yüzleşeceksiniz.

caserbix



9 Eylül 2014 Salı

Kesin bilgiye ulaşmanın yolu akıl ve sezgiyi bir arada kullanmak. Sezgi, akla yardımcı olarak kendini gerçekleştiriyor. Aslolan ise akıl ya da aslolan akılcılık denilebilir. Burada sezgi konusunda tam yerinde bir tespit yapılmış yani sezgiye biçilen yüksek durum doğru. Sezgi, psişiktir ve akılsaldır. Sezgiden başka algılamalarda var, her çakranın bir algısı var, 5 duyu algıları var. Ancak akıl, bu algılamaları anlamlandırarak ifade etmeye yarıyor, sezgi ise bu algıların bir üst merkez odağı olarak akla ifadelemede yardım ediyor.

Akılcılık, kitapçılığa aykırı birşey. Hani kitabi kafa derler ya, işte bu durum insanlığın büyük bir belası. Kendiyle yüzleşmekten korkan, hayatın gerçekleriyle yüzleşmekten korkan kişilerin başvurduğu bir kaçıştır bu. Kendilerine, kitaplardan, gereksiz çokca hedef belirleyen, durup dururken kendilerine savaşımlar çıkaran kalabalıklar. Statik ve kıt anlamlı metinlere karşı dinamik ve evrensele daima açık bir akıl.

Kendin ol ve kendini yaşa. Kendi hayat gerçekliğine bağlı bir gerçekçilikle, kendi kişisel özgünlüğünle ve öz düşünce sürecinle... Offf, böyle olmazsa bu bir cinayettir.

Metinlerdeki sebep sonuçlara odaklanmış ve kitlenmiş donuk bünyeler hiçte sempatik değil. Hayattan kopuk ama hayatı yaşıyormuş gibi, hayatı anlıyormuş gibi... Ne kadar büyük bir hile bu. Hileciler dahi düşmüş bu bataklığa.

Kitap olmadan olmaz ancak kitap, kitap olarak yani bir kaynak değilde, bir yardımcı unsur olarak değerlendirilmeli.

Ara sıra, akılcılıkta karar kılmak çok geç oluyor. O zamana kadar, varoluşumuzla, doğamızla, benliğimizle ilgisiz çokca gereksiz gerçekleştirimler yapılıyor. Miyonlarca yıldır bu böyle.

Bilim, olan biten bütün keşif ve bilimsel farkındalıkların, aklın fonksiyonları olduğunu ispata doğru gidiyor. 

Akıldan şüphe duyan bilim adamı, bir ölçme aracıyla ölçüm yaptığında onu kaydederken yinen aklını kullanıyor. Buna da kendi açısından kesinlik diyor. Oysa kendi tezini çürütüyor. Düşüncenin fonksiyonu olan bir hayale, ölçemediği için "yok" diyor ancak aklı ile var diyor.

Aslında kolay olanı kendimize zorlaştırmak iş mi yani? Ne kaybettik? Kaybettiklerimizi düşündükçe dayanamaz hale gelirsiniz.

Bu nedenle ve oynanan tiyatro sebebiyle, temel anlamda, bir sapmadan öte bir kayma var. Temelden bir sapma... Bunu açıklamak zor. Deneyimlemek gerekiyor. Hissetmek daha kolay.

Bu kayma şöyle bir sonuç ortaya çıkartır; gerçek yerine sahtelik, hatta sahte duygulanmalar. Bu çelişkiyi oyun ile başlattılar. Kozmik oyun, kendi sahte ortamına, oyunu kuranları da, oyunda olanları da kitledi. Bir matriksin ortaya koyduğu, oyun içinde oyun. Kozmosun doğal bir savunma tepkisi bu.

Gerçekliği hissettikçe oyunda olduğunu anlarsın. Bu oyundan çıkmanın bazı kuralları var. En başta kesin bir dürüstlük, ama zor, bazı yerlerde taviz vermeye yaklaşmak olası.

Metafiziği alay konusu yapan kalabalıklara aldırmadan, gerçekliği hissetmeye çalışmalı.

caserbix

6 Eylül 2014 Cumartesi

Yazdıklarım metafizikseldir evet ama yazdıklarım en az 7. boyutsal seviye bilgileridir. Ancak her seviyenin birde yatay gelişime de bağlı bir derinlik dereceleri vardır. O halde bu yazdıklarım içinde 4. derinliğe ait olanlarda var. 7. seviye için söylersem şu gelişimde 7. derecenin kendi içinde olmaktadır; 7-1,7-2,7-3,7-4.

Bu bilgiler başkalarına zorbalık ve sömürgecilik yapmak için kullanılacak. Bu bilgiler teknolojiyle birleştirilecek. "Bu bilgiler" dediğim bilgiler, tüm evrende yaygın şekilde ezoterik olarak bilinen üst bilgilerdir. Ancak benim yazdıklarımdan binlerce kat daha çok bilgi elde edilerek bunlar ustaca ve profesyonelce dile getirilecek. Kavramsallaştırılması, bilimsel kavramlara bağlı ve bağdaşık olarak gelecek nesillere gizlice aktarılacak. Bu bilgiler ışığında yapılan mekanizmalar ve sistemler bir gizlilik içinde gündelik hayatımızda yer alacaktır. Belki bu yüzyıl belki gelecek yüzyıl ama mutlaka ruhsal gelişim merkezli bir bilimsellik ortaya çıkacaktır.

Bu metafizik bilgilerine felsefeyle, metafizikle ilgilenen birçok insan saçmalık gözüyle bakacaktır. Diğer insanların bunlara saçmalık demesi şimdilik gayet normaldir.

caserbix

30 Ağustos 2014 Cumartesi



Üstümüze doğru gelen ve negatif anlamda da bizlerle içiçe olan kültürle çatışma halinde olan bir medeniyet sözkonusu. İlk bakışta pozitif gibi görünen bu medeniyet her türlü sorumuza cevabı hazır bir şekilde sevgi ve hoşgörü yaklaşımlarını süreçlemektedir.



Onları eleştirmeye çalışan, akılcı kişiler olduğu kesin ancak bu akılcı kişiler çoğunlukla düşünsel çıkarımlarını kendi iç dünyalarının dışına çıkarmamaktadırlar.



Kişilerde bir aşağılık kompleksi oluşturma yaklaşımlarını fırsatçı bir siyasetle pozitif ifadelerininin aralarına, her mesajlarında değil ama bazı mesajlarında yerleştirmişler. Bu durumda şöyle bir söylemi örneklersem '' sizlerin şimdiniz ve geleceğiniz bizim elimizdedir'' gibi bir ifadeyi dillendiriyorlar.



Çoğunluk onlara uyumlanarak, onların hayat felsefelerini yaşayacaktır. Türlü gruplaşmalar olsa da, gruplar temelde aynı kültürün çeşitlendirilerek yaşama uygulanması olacaktır.



Negatif olan ancak pozitif görünen Ra yaklaşımı şu anda ilgi görmekte, negatiftir çünkü, pozitif bazı davranışlar göstermenin dışında bir pozitifliği özellik olarak sinelerinde taşımamaktadır. Bu yaklaşım geleceğin dini yaşamının kısmi temellerine yardım etmektedirler. Yakın gelecekte, gerçek pozitiflik, Müslümanlık'la anlaşılacaktır. Ra yaklaşımı da evrendeki en büyük din olan paganizmin bir fonksiyonundan başka birşey değildir.



Dikkat ederseniz, mevcut olan ve çoğunluğun kabul edeceği tanrı kavramında tek bir tanrı yerine ilahlardan oluşan bir onlar kavramı var. Bu onlar kavramı onların ''biz'' dedikleri bir büyük tanrısal teşkilatlanmayı ifade eder.



Başta tek bir baş ilah olup buna allah demek mantıklı gibi görünse de, asıl allah kavramları tüm ilahların oluşturduğu ''biz'' dedikleri teşkilatın adıdır.


Eğer en altlarda olan bir ilaha karşı gelirsen tüm teşkilata karşı gelmiş olursun böylelikle Allaha karşı gelmiş olursunuz.



Allah kavramı onlarda ve genel uygulamada da, binlerce başı olan ve her başın kendi özgür iradesine sahip olduğu, büyük bir kitleyi ifade eder.



Biz ifadesi başka kapsamlarda da kullanılır. Bunlardan biri de ilahlar ve bu ilahlara bağlı olan her kişiyi ifade eden bir ''biz'' kavramıdır. Ama bu çoğunluğun merkezi ve ayakta tutan gücü, merkez teşkilat olan ilahlardır.

Burada ki, Allahın, Gerçek Allah ile ilgisi yoktur.

caserbix


Zorluklar ne kadar büyük olursa olsun, sorunlar ne kadar aşılamaz gibi görünse de; kendimize edineceğimiz bir ya da birkaç prensip ile bu zorlukların üstesinden gelebiliriz. Kişi, prensip edindiğinde, bünye, buna paralel otomatik olarak tepki vermeye başlar ve davranışlarınızda ki değişim ve gelişimde kolay olur (bu durum, insana yabancı değildir).

Medyada, internette, sokaktaki reklamlarda vs. ortaya konulmaya çalışılan bir şartlandırmalar bombardımanı ile karşı karşıyayız. 25. kare tekniğiyle toplumların yönlendirilmesi, şarkıların ters akışına yerleştirilen subliminal mesajlar, yine müzik parçalarının içine yerleştirilen kulağın algılayamadığı subliminal mesajlar, çeşitli sözel ve yazılı propagandalar ile kendi bilincimizin dışında bilinçaltlarımıza zorlamalar yapılmaktadır.

Ayrıca manyetik dalgalarla gerek teknolojik temelli gerekse zihin kaynaklı yönlendirmeler ve şartlandırmaların varlığı bir fenomen haline gelmeye başladı.

Elektronik eşyalardan yayılan radyasyon da sağlığımızı tehdit etmekte.

Dikkat edilmesi gereken, bazı manyetik dalgaların varlığıdır. Çevremizden bize yönelmiş bu etkilerin geldikleri kaynaklara karşı, bizlerin bir korunma, gerekirse bir savunma içine girme zorunluluğumuz ortaya çıkıyor.

Bizlerde, bir yöntemi kendimize kural edinmeliyiz.

Lütfen şimdi yazacaklarımı küçümsemeyin!

BİZLERDE KENDİ MANYETİK ALANLARIMIZI OLUŞTURARAK BU MANYETİK ALANIMIZI SÜREÇLEMELİYİZ.

SÖYLENEN BİR SÖZ HEM KENDİ ENERJİSİNİ OLUŞTUDUĞU GİBİ, O SÖZE EŞLİK EDEN MANYETİK DALGAYI VE ENERJİYİ DE EVRENE YAYARIZ.

BU SEBEPLE İNSANA ÇOK YAKIN OLAN ANCAK ÇOK İYİ BİLDİĞİMİZ BİRŞEY OLUP BİZE UNUTTURULAN, HAYATİ BİR YÖNTEMİ HATIRLATMAK İSTİYORUM.

SEÇTİĞİNİZ BİR SÖZÜ, OLUMLAMAYI, MANTRAYI, ZİKRİ, DUAYI (SEÇİM SİZE KALMIŞ) SÜREKLİ TEKRAR ETMEK.

BU İFADE NE İSE, O İFADENİN ENERJİSİNİ OLUŞTURDUĞUNUZ GİBİ, İFADENİN MANYETİK DALGASINI VE ENERJİSİNİ DE EVRENE YAYARIZ, İFADEYE PARALEL OLARAK BEDENİNİZ VE TÜM OLARAK VARLIĞINIZ GELİŞİR, VARLIĞINIZ OTOMATİK OLARAK BU İFADEYE GÖRE TEPKİ GÖSTERİR. BÖYLELİKLE HEM KENDİNİZ HEMDE BAŞKALARINA YARARLI OLURSUNUZ.

BURADA, SÜREKLİ OLARAK ORTAYA KOYDUĞUNUZ DİNAMİZM SEBEBİYLE, ELBETTE TEKRARLANACAK İFADENİN DE SEÇİMİNE UYGUN OLARAK, ÇEVRESEL SALDIRILARA KARŞI BİR KORUNMA VE KARŞI YANIT ORTAYA KOYARSINIZ.

ÖRNEĞİN; ''GÜVENDEYİM, SAĞLIKLIYIM VE ÖZGÜRÜM'' İFADESİNİN SÜREKLİ TEKRARI, BEDENİNİZİN BU KONUDA HER TÜRLÜ GERÇEKLEŞTİRİMİNİ ORTAYA KOYMASINA SEBEP OLACAKTIR.

İFADELER İÇİN, HAYAL GÜCÜNÜZÜ ZORLAYIN ANCAK SÜREKLİLİKTE KARARLI OLUN.

Ben bu farkındalığı amatörce açıklamaya çalıştım. Bu konunun, profesyonel kişilerce, geleceğimiz ve şimdimiz için en iyi şekilde anlatılması ve bu yöntemin geliştirilmesi gerekiyor, belki de şart.


caserbix