9 Eylül 2014 Salı

Kesin bilgiye ulaşmanın yolu akıl ve sezgiyi bir arada kullanmak. Sezgi, akla yardımcı olarak kendini gerçekleştiriyor. Aslolan ise akıl ya da aslolan akılcılık denilebilir. Burada sezgi konusunda tam yerinde bir tespit yapılmış yani sezgiye biçilen yüksek durum doğru. Sezgi, psişiktir ve akılsaldır. Sezgiden başka algılamalarda var, her çakranın bir algısı var, 5 duyu algıları var. Ancak akıl, bu algılamaları anlamlandırarak ifade etmeye yarıyor, sezgi ise bu algıların bir üst merkez odağı olarak akla ifadelemede yardım ediyor.

Akılcılık, kitapçılığa aykırı birşey. Hani kitabi kafa derler ya, işte bu durum insanlığın büyük bir belası. Kendiyle yüzleşmekten korkan, hayatın gerçekleriyle yüzleşmekten korkan kişilerin başvurduğu bir kaçıştır bu. Kendilerine, kitaplardan, gereksiz çokca hedef belirleyen, durup dururken kendilerine savaşımlar çıkaran kalabalıklar. Statik ve kıt anlamlı metinlere karşı dinamik ve evrensele daima açık bir akıl.

Kendin ol ve kendini yaşa. Kendi hayat gerçekliğine bağlı bir gerçekçilikle, kendi kişisel özgünlüğünle ve öz düşünce sürecinle... Offf, böyle olmazsa bu bir cinayettir.

Metinlerdeki sebep sonuçlara odaklanmış ve kitlenmiş donuk bünyeler hiçte sempatik değil. Hayattan kopuk ama hayatı yaşıyormuş gibi, hayatı anlıyormuş gibi... Ne kadar büyük bir hile bu. Hileciler dahi düşmüş bu bataklığa.

Kitap olmadan olmaz ancak kitap, kitap olarak yani bir kaynak değilde, bir yardımcı unsur olarak değerlendirilmeli.

Ara sıra, akılcılıkta karar kılmak çok geç oluyor. O zamana kadar, varoluşumuzla, doğamızla, benliğimizle ilgisiz çokca gereksiz gerçekleştirimler yapılıyor. Miyonlarca yıldır bu böyle.

Bilim, olan biten bütün keşif ve bilimsel farkındalıkların, aklın fonksiyonları olduğunu ispata doğru gidiyor. 

Akıldan şüphe duyan bilim adamı, bir ölçme aracıyla ölçüm yaptığında onu kaydederken yinen aklını kullanıyor. Buna da kendi açısından kesinlik diyor. Oysa kendi tezini çürütüyor. Düşüncenin fonksiyonu olan bir hayale, ölçemediği için "yok" diyor ancak aklı ile var diyor.

Aslında kolay olanı kendimize zorlaştırmak iş mi yani? Ne kaybettik? Kaybettiklerimizi düşündükçe dayanamaz hale gelirsiniz.

Bu nedenle ve oynanan tiyatro sebebiyle, temel anlamda, bir sapmadan öte bir kayma var. Temelden bir sapma... Bunu açıklamak zor. Deneyimlemek gerekiyor. Hissetmek daha kolay.

Bu kayma şöyle bir sonuç ortaya çıkartır; gerçek yerine sahtelik, hatta sahte duygulanmalar. Bu çelişkiyi oyun ile başlattılar. Kozmik oyun, kendi sahte ortamına, oyunu kuranları da, oyunda olanları da kitledi. Bir matriksin ortaya koyduğu, oyun içinde oyun. Kozmosun doğal bir savunma tepkisi bu.

Gerçekliği hissettikçe oyunda olduğunu anlarsın. Bu oyundan çıkmanın bazı kuralları var. En başta kesin bir dürüstlük, ama zor, bazı yerlerde taviz vermeye yaklaşmak olası.

Metafiziği alay konusu yapan kalabalıklara aldırmadan, gerçekliği hissetmeye çalışmalı.

caserbix

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder