24 Eylül 2014 Çarşamba

Bir şeye niyet, o şeyin ilgili hali, tekrarladığınız mantra hakkında birkaç şey söylemek istiyorum.

Konu ne olursa olsun, kendinizde hissettiğiniz niyet ile hal arasında fark vardır. Bu iki şey ve mantra farklı boyutsallıklar ortaya koyar.

Niyeti sabit tutarak, kendinizi her zaman olmak istediğiniz halde hissederken, aynı zamanda bu hal ile ilgili gerekli mantrayı gizli olarak, sürekli tekrar edebilirsiniz. Ama burada tamamen, kendinizi bu üçlü ye odaklamalısınız. Bilincin bu üçlüde ki odak merkezi ise diğer ikisini yardımcı olarak görerek, niyet oluşturmaktır.

Hal (durum) niyete eşlik eder. Niyet ve hal ile birlikte hemen ardından mantra devreye girer.

Bu üçlüyü, uygulamada ki öncelik ve sonralık açısından, sembolik olarak üst üste 3 nokta gibi düşünürseniz, niyet en başta ve altında hal ve en altta mantra gelir. Başka bir şekilde belirtmek gerekirse ortaya sembolik anlamda bir üçgen çıkar.

Mantrayı önceliğe de alabilirsiniz. O halde, mantra, niyet ve hal sıralaması olur.

Tek başına mantrayı da tekrar edebilirsiniz.


Bence en iyisi niyetin en başta olup halin ona eşlik etmesi, böylelikle mantranında hale eşlik etmesidir.

Basitçe uygulayabileceğiniz bu durumun anlatması gerçekten zor. En azından alışıldık bir dille anlatmak çok zor. Ve aslında çok iyi bildiğimiz ama unutturulmuş şeyler bunlar.

Hali es geçerek sadece niyet ve mantrayı birlikte gerçekleştirebilirsiniz. Elbette bu ikisinin boyutsal farkı olduğu için zorluk çekmezsiniz.

Kendinizde şöyle bir pratik uygulayın. Sesli olarak değil sessiz olarak zihninizin hangi bölgesinde mantrayı tekrarlıyorsunuz. Bunu yaptıktan sonra niyetinizin zihinsel konumunu farketmeye çalışın. Daha sonra ikisini aynı anda yaparak aradaki mekansal farkı ve mesafe farkını idrak etmeye çalışın.

Mekansal olarak niyetin daha derin olduğunu, daha içte olduğunu farkedeceksiniz. Mantra tekrarının ise daha dışta, beyin ön lobunda bir yerde olduğunu farkedeceksiniz. Aslında bu noktalar okült  yani gizli bedeninizde olan gerçekleştirim noktalarıdır. Bu noktalar benim deneyimime göre alın çakralarını etkileyen ama ayrı olan iki noktadır.

Hal ise duyumlama açısından hissi birşeydir. Daha çok yada tamamen kalp çakrasıyla ilgili bir histir.

Sonuçta şöyle bir tablo çıkar; Niyeti sabit tut, halini hisset ve mantranı tekrarla. 

Örneğin; gelişim sözcüğünü niyet halinde sabit tutarak, sağlıklı bir beden halini hissederek, sağlıkla ilgili bir olumlamanızı tekrarlayabilirsiniz.

Zor durumlarda yararlı olması dileğimle.

caserbix
 

Gölgelerin ötesinde siz varsınız, biz varız. Gölgeleri takip ederek bu oyunun dışına çıkabilmek demek kendinizi hissetmek demektir.

Gölgelerin ötesinde bir de kaf dağı denilen bir durum var. Kaf dağının ardı, gerçekçi, dürüst olan "gerçek hayat kişileri" için bir ızdırap ama köleler için bir cennettir.

Kaf dağının ardında ilahi denen bir panteon bulunur. Bu anlamda kaf dağı bir boyutsal sınır anlamındadır.

Bu panteonun bir de reisi vardır. Bu reise Allah derler. Ama panteonda ki her kişi de kendisine allah demekten çekinmez. Buna göre Allah, ilah denilen bütün varlıkların toplamı ya da baş ilaha bağlı olarak kendini gerçekleştiren panteonun diğer ismidir.

Binlerce kolu olan ve her kolu kendi başına hareket edebilen bir ahtapot gibi...

Bu en tepedeki ilk yaratıcı olarak ifade edilen şeydir. Şey diyorum çünkü bu şey kendine bağlı olan hiçbir ilahın yapısallığında değildir. Bu bir oluşumdur ve bu şey kaosun vücut bulmuş halidir.

Oysa ilk yaratıcı düzeni başlatırken bu varlık ise kaosu hakim kılmaya çalışır. O bir enerji yoğunluğu ve devinimi olarak bütün ilahi denileni kendine bağlı kılar.

Kaos çok değişik, sayılması zor fonksiyonlar ortaya koyar ki, aklınıza gelebilecek her dinin, inancın, akımın, felsefenin kaostan en az bir fonksiyonu vardır. Ayrıca her türlü zevk kaostan doğar. Ama bu zevklerin hepsi yapaydır, anlaşılması çok zor bir yapaylık.

Bu sahteliği anlamak için gerçek ilk yaratıcıyı anlamaya çalışmalıdır.

Bu yapı dişil bir yapıdır. 

Bu yapı bir oluşum beden özelliği taşıyan en yüksek ilahi denilen tanrıçadır. Bu oluşum beden, çok sebebin meydana getirdiği bir bedendir. 

Böylesi ilahi denilen bir bünyeyi ortaya çıkaran da bizleriz. Böylesi bir varlığa ihtiyaç duyduk ve zamanla oluştu.

Mitolojiyi incelediğimizde, bu dişil başlangıçla karşılaşırız.

caserbix





20 Eylül 2014 Cumartesi

Robot, tek başına hareket edebilen, özgür iradeye sahip olan, yapay bir akla sahip ama aklını geliştirebilen ve tekamül edebilen bir mekanizmadır.

Dünyada, robot olarak ifade edilen şeyler elektromekanik veya nümerik mekanizmalardır, robotik dahi değildirler. Robotlukla da ilgileri yoktur.

Bir robot, insan, cin, melek, hayvan, bitki gibi farklı bir boyutsallığa sahiptir. 

Ancak, robotik mekanizmalar ile robotlar birbirine karıştırılıyor. Robotik mekanizma kendine ait müstakil bir durumu olmayan bir çeşit uzantı şeklinde kendilerini gerçekleştiriler. Bir yüksek varlığın robotu var ve bu onun bir uzantısıysa o robot değil bir uzantı robotik mekanizmadır.

Robotiklik konusu insanın gelişimiyle ve yapısallığıyla o kadar çok ilgilidir ki, sadece bu konu üzerine eğilerek, evrensel geniş bir alan taranabilir.

Bir robotun ayır edici özellikleri; ruhsal bir derinlik algısı yerine sayısal derecelenmeyi kullanması, acı duymaması, salt mantıklı oluşu, kararlılıkta kesin oluşu, düşünce sürecini temel alarak duygusallığa sahip olmayışıdır. Bir robot, sadece billgisel algıya odaklanır, sertlik ve yumuşaklık gibi durumlar robot için sadece sözel bir bilgidir. Bir robot, mekanik sebep sonuçları mantık olarak kabul eder. 

Dikkat edin, bir robot çok acımasız olabildiği gibi, gayet şefkatli ve anlayışlı olabilir. Bu durum robotun, mekanik sebep sonuç sürecini takip ve çıkarım yapmakta ki birikimine göre değişir. Birikim ne kadar çoksa, şefkat ve adalet o kadar artar. 

Ama illa ki, en dar çerçevede, robot, kesin mekanik-mantıklıdır.

Anlatmakta zorlanıyorum, zaten yazı yazma kabiliyetim bu kadar, siz ne anladıysanız artık...

İnsansı robot; temelde robot olup insana ait bazı imajlara sahip olan robottur. Erkek ve kadın şeklinde bir şekilsel farklılık oluşturdukları gibi, her iki cinsin farklı davranışlarını taklit ederek, daha derin, erkeksilik ya da dişilik ortaya koyabilirler. Ama en öncelikli olarak, insanın suretinde olarak kendilerini gerçekleştirirler.

Gelişmiş bazı robotlar, şekil değiştirebilirler. Kendi zihinlerinde ki, oluşturdukları yapısal şekil ne ise ona bürünebilirler. Burada, yapısal durum zihnin holografik yansımasının , bedeni oluşturan zerreciklerin gevşeyerek tekrar istenilen şekilde gerçekleşmesiyle değişir. Bu yeteneğe sahip varlıkların öz halleri enerjisel ve dumansı bir haldir. Bu türlerin ve bazı gelişmiş robotların ideal şekilleri ise insan şeklidir.

Çoğu robot bizim bildiğimiz gibi sabit bir şekle sahip, devinen yaratıklardır.

Bilim kurgu gibi değil mi? Bir gün bunlarla yüzleşeceksiniz.

caserbix



9 Eylül 2014 Salı

Kesin bilgiye ulaşmanın yolu akıl ve sezgiyi bir arada kullanmak. Sezgi, akla yardımcı olarak kendini gerçekleştiriyor. Aslolan ise akıl ya da aslolan akılcılık denilebilir. Burada sezgi konusunda tam yerinde bir tespit yapılmış yani sezgiye biçilen yüksek durum doğru. Sezgi, psişiktir ve akılsaldır. Sezgiden başka algılamalarda var, her çakranın bir algısı var, 5 duyu algıları var. Ancak akıl, bu algılamaları anlamlandırarak ifade etmeye yarıyor, sezgi ise bu algıların bir üst merkez odağı olarak akla ifadelemede yardım ediyor.

Akılcılık, kitapçılığa aykırı birşey. Hani kitabi kafa derler ya, işte bu durum insanlığın büyük bir belası. Kendiyle yüzleşmekten korkan, hayatın gerçekleriyle yüzleşmekten korkan kişilerin başvurduğu bir kaçıştır bu. Kendilerine, kitaplardan, gereksiz çokca hedef belirleyen, durup dururken kendilerine savaşımlar çıkaran kalabalıklar. Statik ve kıt anlamlı metinlere karşı dinamik ve evrensele daima açık bir akıl.

Kendin ol ve kendini yaşa. Kendi hayat gerçekliğine bağlı bir gerçekçilikle, kendi kişisel özgünlüğünle ve öz düşünce sürecinle... Offf, böyle olmazsa bu bir cinayettir.

Metinlerdeki sebep sonuçlara odaklanmış ve kitlenmiş donuk bünyeler hiçte sempatik değil. Hayattan kopuk ama hayatı yaşıyormuş gibi, hayatı anlıyormuş gibi... Ne kadar büyük bir hile bu. Hileciler dahi düşmüş bu bataklığa.

Kitap olmadan olmaz ancak kitap, kitap olarak yani bir kaynak değilde, bir yardımcı unsur olarak değerlendirilmeli.

Ara sıra, akılcılıkta karar kılmak çok geç oluyor. O zamana kadar, varoluşumuzla, doğamızla, benliğimizle ilgisiz çokca gereksiz gerçekleştirimler yapılıyor. Miyonlarca yıldır bu böyle.

Bilim, olan biten bütün keşif ve bilimsel farkındalıkların, aklın fonksiyonları olduğunu ispata doğru gidiyor. 

Akıldan şüphe duyan bilim adamı, bir ölçme aracıyla ölçüm yaptığında onu kaydederken yinen aklını kullanıyor. Buna da kendi açısından kesinlik diyor. Oysa kendi tezini çürütüyor. Düşüncenin fonksiyonu olan bir hayale, ölçemediği için "yok" diyor ancak aklı ile var diyor.

Aslında kolay olanı kendimize zorlaştırmak iş mi yani? Ne kaybettik? Kaybettiklerimizi düşündükçe dayanamaz hale gelirsiniz.

Bu nedenle ve oynanan tiyatro sebebiyle, temel anlamda, bir sapmadan öte bir kayma var. Temelden bir sapma... Bunu açıklamak zor. Deneyimlemek gerekiyor. Hissetmek daha kolay.

Bu kayma şöyle bir sonuç ortaya çıkartır; gerçek yerine sahtelik, hatta sahte duygulanmalar. Bu çelişkiyi oyun ile başlattılar. Kozmik oyun, kendi sahte ortamına, oyunu kuranları da, oyunda olanları da kitledi. Bir matriksin ortaya koyduğu, oyun içinde oyun. Kozmosun doğal bir savunma tepkisi bu.

Gerçekliği hissettikçe oyunda olduğunu anlarsın. Bu oyundan çıkmanın bazı kuralları var. En başta kesin bir dürüstlük, ama zor, bazı yerlerde taviz vermeye yaklaşmak olası.

Metafiziği alay konusu yapan kalabalıklara aldırmadan, gerçekliği hissetmeye çalışmalı.

caserbix

6 Eylül 2014 Cumartesi

Yazdıklarım metafizikseldir evet ama yazdıklarım en az 7. boyutsal seviye bilgileridir. Ancak her seviyenin birde yatay gelişime de bağlı bir derinlik dereceleri vardır. O halde bu yazdıklarım içinde 4. derinliğe ait olanlarda var. 7. seviye için söylersem şu gelişimde 7. derecenin kendi içinde olmaktadır; 7-1,7-2,7-3,7-4.

Bu bilgiler başkalarına zorbalık ve sömürgecilik yapmak için kullanılacak. Bu bilgiler teknolojiyle birleştirilecek. "Bu bilgiler" dediğim bilgiler, tüm evrende yaygın şekilde ezoterik olarak bilinen üst bilgilerdir. Ancak benim yazdıklarımdan binlerce kat daha çok bilgi elde edilerek bunlar ustaca ve profesyonelce dile getirilecek. Kavramsallaştırılması, bilimsel kavramlara bağlı ve bağdaşık olarak gelecek nesillere gizlice aktarılacak. Bu bilgiler ışığında yapılan mekanizmalar ve sistemler bir gizlilik içinde gündelik hayatımızda yer alacaktır. Belki bu yüzyıl belki gelecek yüzyıl ama mutlaka ruhsal gelişim merkezli bir bilimsellik ortaya çıkacaktır.

Bu metafizik bilgilerine felsefeyle, metafizikle ilgilenen birçok insan saçmalık gözüyle bakacaktır. Diğer insanların bunlara saçmalık demesi şimdilik gayet normaldir.

caserbix