Sunulan bu uyduruk medeniyetin kaynağını sorgulamak gerekir. Sunulanın kaynağı gayet yabanidir ve avcı-toplayıcı kültürden sapmış bir sömürgecilik anlayışını fonksiyon olarak kullanan bir faşist iktidarın işleridir.
Onlar çok ötedeler, kendilerince yükseklerin yükseğindeler ancak onları ve herkesi gözleyen İlk Yaratıcının da kapsamındalar.
Bu durum pozitif ve gelişimci bir süreci durduk yerde beslemez. Elbette yapılacak işler vardır.
Şimdi elimden geldiği kadar sizlere bir yaşantı şekli çizeceğim ve bu yaşantıyla onlar arasında bağlantı kuracağım.
Gündelik yaşamı gözünüzde canlandırın. Kişilerin birbirleriyle iletişimlerini, anlaşmazlıkları, hilebazlıkları, beklentileri, büyüklük taslamaları, ben merkezci tutumları hayalinizde örneklendirmeye çalışın.
Örneğin, bir bayan bir başka bayana kötü bir söz söylemiştir diyelim ve kötü sözü söyleyene karşı bir nefret oluşmuştur ve bu nefretin ürettiği enerji ve belki de fiziksel hareket karşıdakine zarar vermeye başlamıştır. Bu nefretin ortaya koyduğu o kadar çok şey olabilir ki karşıdakini kendine bağımlı hale getirmeye de çalışmış olabilir, onlar birbirinin yüzünü görmüyor ama nefret güden kişi karşıdakine olmadık zorluklar çıkartıp duruyorda olabilir. Bunu enerjilerle, oluşturduğu holografik gerçekliklerle yapıyor ve belki karşıdakini bir çıkmaz oyunun içine hapsediyor...
Bütün bir kozmostaki evrensel sosyal yaşamda olan bitenlerde bizim gündelik yaşamda olan bitenler gibidir. Sanmayın ki olayların aslında yüksek seviye çağdaş erdemlerle ilgili, toplumsal olayların devletsel düzeyde ya da akademik düzeyde değerlendirilmesi ve toplumsal örgütlemmelerle bunlara çare bulunması vs olduğunu...Bir kıskaçlık yüzünden bir devlet kurup savaşlar başlatmışlardır vb. Kıskançlık sebebi nedir ki acaba? Belki de, yüzüne bir tokat atmıştır ve özür de dilememiştir.
Gerçek hayatla tanıştıkça, kocaman kocaman kendilerince ilahi varlıkların, nelerle uğraştığına hayret edeceksiniz.
Bütün bunlardan sıyrılıp, düzenli bir spiritüel gelişim için sistemler oluşturan ve doğal gelişimden faydalananmaya çalışanlar var ama bu kişiler de, üstlerinden bazılarının köleliğinden ve kendi şımarık zevklerine hizmet etmekten de kurtulamıyorlar.
İşte bu ben merkezci, şımarık, sadist iktidarlar bu evrende ve başka evrenlerde oluşturdukları sahip-köle anlayışlı sistemlerle nice kitleleri yönetmekteler.
Kanal mesajlarında, köle olan erdemli kişi, kanal olan medyuma anlattıkça anlatıyor, her anlatışında kendisine pozitif kapılar açtığını zannettiği sahibine daha çok köle sağlıyor. Kendisine hazırlanan yapay yaşantıları yaşayarak ve yapay boyutsal mekanlarda kendince bir rahatlık içinde yaşıyor.
İlklerden olmanın verdiği güçle örmüşler ağlarını. Ben toplum diyorum, onlar hiyerarşi diyor. Ben birey diyorum onlar parça olmak diyor. Ben kendin olmak diyorum onlar bana benimsin diyor.
caserbix
Onlar çok ötedeler, kendilerince yükseklerin yükseğindeler ancak onları ve herkesi gözleyen İlk Yaratıcının da kapsamındalar.
Bu durum pozitif ve gelişimci bir süreci durduk yerde beslemez. Elbette yapılacak işler vardır.
Şimdi elimden geldiği kadar sizlere bir yaşantı şekli çizeceğim ve bu yaşantıyla onlar arasında bağlantı kuracağım.
Gündelik yaşamı gözünüzde canlandırın. Kişilerin birbirleriyle iletişimlerini, anlaşmazlıkları, hilebazlıkları, beklentileri, büyüklük taslamaları, ben merkezci tutumları hayalinizde örneklendirmeye çalışın.
Örneğin, bir bayan bir başka bayana kötü bir söz söylemiştir diyelim ve kötü sözü söyleyene karşı bir nefret oluşmuştur ve bu nefretin ürettiği enerji ve belki de fiziksel hareket karşıdakine zarar vermeye başlamıştır. Bu nefretin ortaya koyduğu o kadar çok şey olabilir ki karşıdakini kendine bağımlı hale getirmeye de çalışmış olabilir, onlar birbirinin yüzünü görmüyor ama nefret güden kişi karşıdakine olmadık zorluklar çıkartıp duruyorda olabilir. Bunu enerjilerle, oluşturduğu holografik gerçekliklerle yapıyor ve belki karşıdakini bir çıkmaz oyunun içine hapsediyor...
Bütün bir kozmostaki evrensel sosyal yaşamda olan bitenlerde bizim gündelik yaşamda olan bitenler gibidir. Sanmayın ki olayların aslında yüksek seviye çağdaş erdemlerle ilgili, toplumsal olayların devletsel düzeyde ya da akademik düzeyde değerlendirilmesi ve toplumsal örgütlemmelerle bunlara çare bulunması vs olduğunu...Bir kıskaçlık yüzünden bir devlet kurup savaşlar başlatmışlardır vb. Kıskançlık sebebi nedir ki acaba? Belki de, yüzüne bir tokat atmıştır ve özür de dilememiştir.
Gerçek hayatla tanıştıkça, kocaman kocaman kendilerince ilahi varlıkların, nelerle uğraştığına hayret edeceksiniz.
Bütün bunlardan sıyrılıp, düzenli bir spiritüel gelişim için sistemler oluşturan ve doğal gelişimden faydalananmaya çalışanlar var ama bu kişiler de, üstlerinden bazılarının köleliğinden ve kendi şımarık zevklerine hizmet etmekten de kurtulamıyorlar.
İşte bu ben merkezci, şımarık, sadist iktidarlar bu evrende ve başka evrenlerde oluşturdukları sahip-köle anlayışlı sistemlerle nice kitleleri yönetmekteler.
Kanal mesajlarında, köle olan erdemli kişi, kanal olan medyuma anlattıkça anlatıyor, her anlatışında kendisine pozitif kapılar açtığını zannettiği sahibine daha çok köle sağlıyor. Kendisine hazırlanan yapay yaşantıları yaşayarak ve yapay boyutsal mekanlarda kendince bir rahatlık içinde yaşıyor.
İlklerden olmanın verdiği güçle örmüşler ağlarını. Ben toplum diyorum, onlar hiyerarşi diyor. Ben birey diyorum onlar parça olmak diyor. Ben kendin olmak diyorum onlar bana benimsin diyor.
caserbix
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder